ZAFER DEĞİL,ZİHNİYET

Yazının Giriş Tarihi: 28.07.2026 22:26
Yazının Güncellenme Tarihi: 28.07.2026 22:29

Türkiye, kadın voleybolunda elde edilen başarıyla gurur duyuyor.

Millet seviniyor...

Bayrak dalgalanıyor...

İstiklâl Marşı okunuyor...

Ama birileri için bu zaferin anlamı bambaşka.

Onlar için mesele spor değil.

Onlar için mesele, yıllardır içlerinden taşan İslâm düşmanlığını kusacak yeni bir bahane bulmak.

Nitekim öyle de yaptılar.

ATAM adı altında faaliyet gösteren bir sosyal medya hesabı yine "Atam İzindeyiz" hastagini kullanarak, voleybol başarısını kutlamak yerine sarıklı ve cübbeli bir Müslümanı file direğinin altında ezilen, aşağılanan bir figür olarak resmeden bir karikatür paylaştı.

Sonra da bunun adına mizah dediler.

Hayır...

Bunun adı mizah değildir.

Bunun adı aşağılamadır.

Bunun adı inanç üzerinden nefret üretmektir.

Ve en acısı da bunu Atatürk'ün ismini kullanarak yapmalarıdır.

Dünyanın neresinde bir spor başarısı, bir dini aşağılamanın malzemesi yapılır?

Bir düşünün...

Avrupa'da bir futbol kupası kazanıldı diye papazı yere seren karikatür çizebilir misiniz?

İsrail'de hahamı hedef alan böyle bir paylaşım yapabilir misiniz?

Hindistan'da bir Hindu din adamını bu şekilde aşağılayabilir misiniz?

Yapamazsınız.

Çünkü orada bunun adı nefret söylemidir.

Ama Türkiye'de hedef Müslüman olunca, bir anda herkes özgürlük kahramanı kesiliyor.

Yıllardır aynı senaryoyu izliyoruz.

Başörtüsüyle uğraştılar.

İmam hatiplerle uğraştılar.

Kur'an kurslarıyla uğraştılar.

Camilerle uğraştılar.

Ezanla uğraştılar.

Şimdi de sarık ve cübbeyi hedef tahtasına koyuyorlar.

Sonra da dönüp "Bu ülkede kutuplaşma var." diye ahkâm kesiyorlar.

Kutuplaştıran kim?

Milyonların kutsalını aşağılayan mı...

Yoksa buna itiraz eden mi?

İşin daha vahim tarafı ise Atatürk'ü adeta bir nefret aparatı gibi kullanmalarıdır.

Atatürk üzerinden siyaset yapılır.

Tarih tartışılır.

Fikir üretilir.

Bunların hepsi olur.

Ama Atatürk'ün adını kullanarak milyonlarca Müslümanı aşağılamak ne Cumhuriyet'e hizmettir ne de laikliğe.

Bu, sadece ideolojik fanatizmdir.

Atatürk'ü seven milyonlarca muhafazakâr vatandaşı da temsil etmez.

Türkiye'de artık tuhaf bir imtiyaz alanı oluştu.

İslâm'a hakaret et...

"Mizah."

Müslümanı aşağıla...

"Sanat."

Dindarı hedef göster...

"Eleştiri."

Ama aynı şeyi başka herhangi bir inanç için yapmaya kalk...

O zaman nefret söylemi, ayrımcılık, toplumu kin ve düşmanlığa tahrik...

Demek ki mesele özgürlük değil.

Mesele çifte standart.

Hiç kimse, bir spor zaferini milyonlarca insanın inancını aşağılamanın bahanesi hâline getiremez.

Kimse, "Atatürk" adını nefret üretmenin kalkanı yapamaz.

Kimse, laiklik kavramını Müslümanlarla alay etme ruhsatı olarak sunamaz.

Bu ülke yıllarca inancı sebebiyle ötekileştirilen insanların acılarını yaşadı.

Artık bu eski alışkanlıklardan vazgeçilmeli.

Çünkü spor, insanları birleştirmek içindir.

Nefreti büyütmek için değil.

Ve unutulmamalıdır ki; bir toplumun kutsallarını hedef alan her dil, karşıtını değil, önce kendi ahlaki meşruiyetini tüketir. Eleştiri, fikirle yapılır; inanç üzerinden aşağılamayla değil. Böyle bir dil, toplumsal barışı güçlendirmez, tam tersine ortak yaşam iradesini zedeler. Bu yüzden sporun kazananı sahada belli olabilir; fakat nefret diline başvuranlar, kamu vicdanında kazanmış sayılmazlar.

Şunu artık herkes iyi bilsin...

Bu milletin ezanıyla, sarığıyla, cübbesiyle, seccadesiyle, Kur'an'ıyla kavga ederek ne çağdaş olunur ne de özgürlük savunucusu...

Bu ülkenin inanç değerlerini aşağılayarak kendini aydın zannedenler, aslında yalnızca kendi tahammülsüzlüklerini ve ideolojik bağnazlıklarını ele vermektedir

Bugün bir spor zaferini İslâm'a hakaretin malzemesi yapan zihniyet, yarın toplumsal barıştan, kardeşlikten ve demokrasiden söz etme hakkını da kaybeder. Çünkü nefret üzerine medeniyet kurulmaz, hakaret üzerine Cumhuriyet yükselmez. Atatürk'ün adını kullanarak İslâm'a saldıranlar şunu da bilsin: Bu millet, tarih boyunca inancına uzanan her eli sandıkta da, vicdanda da, tarihin çöplüğünde de gereken yere koymasını bilmiştir.

Spor müsabakası kazanabilirsiniz... Kupa kaldırabilirsiniz... Manşetlere çıkabilirsiniz...

Ama bir milletin imanına hakaret ederek asla itibar kazanamazsınız.

Çünkü bu topraklarda kupalar unutulur, skorlar değişir, alkışlar diner... Fakat milletin inancına edilen hakaret ne unutulur ne de meşrulaşır. O yüzden mesele artık voleybol değil; mesele, bu ülkenin değerleriyle kavga etmeyi marifet sanan hastalıklı zihniyettir. Ve bilinmelidir ki, bu millet o zihniyete dün teslim olmadı, bugün de olmayacak, yarın da olmayacaktır.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.