Yıllarca okuyup, düşünüp, üreterek tanınmaya çalışmanın hiçbir anlamı yok. Bir mikrofon bul, sahneye çık, küfret. Birkaç kutsala dil uzat. Toplumun sinir uçlarına bas. Sonra dönüp "mizah yaptım", "sanat bu", "ifade özgürlüğü" de... Gerisini algoritmalar hallediyor.
Çünkü artık rezillik yatırım aracına dönüştü.
Eskiden edep insana itibar kazandırırdı. Şimdi edepsizlik kazandırıyor.
Eskiden terbiyesiz insan ayıplanırdı. Şimdi milyonlarca izleniyor.
Eskiden utanmak bir erdemdi. Bugün utanmamak kariyer planı.
Bir bakıyorsunuz; trafikte ters yöne giren biri uyarılıyor, cevabı küfür. Sosyal medyada fikrini söylüyorsun, altına anaya babaya söven yüzlerce hesap doluşuyor. Sahneye çıkan sözde komedyen ise kahkaha ürettiğini sanırken küfür kusuyor, insanların inançlarını aşağılıyor, değerleriyle alay ediyor. Sonra da çıkıp "eleştiriye tahammül edemiyorsunuz" masalı anlatılıyor.
Hayır.
Eleştiri başka şeydir, hakaret başka.
Mizah başka şeydir, seviyesizlik başka.
Cesaret başka şeydir, provokasyon başka.
Ama bu ayrımı bilmek için önce bir seviye gerekir.
Bugün bazıları küfür etmeyi özgürlük sanıyor. Oysa küfür zekânın değil, kelime dağarcığının iflasıdır. Hakaret ise fikrin değil, karakterin yetersizliğinin itirafıdır.
Ne acıdır ki en büyük alkışı da bunlar alıyor.
Çünkü artık mesele güldürmek değil; gündem olmak.
Mesele düşündürmek değil; tahrik etmek.
Mesele sanat üretmek değil; skandal üretmek.
Bir kısmı da bunu bilinçli yapıyor. Biliyor ki toplumun en hassas değerlerine saldırırsa bir gecede ülkenin en çok konuşulan ismi olacak. Sonra ekran ekran dolaşıp mağduriyet edebiyatı yapacak. Dava açılırsa "özgürlük yok" diyecek. Açılmazsa "bakın herkes sustu" diyecek. Her durumda kazanan yine kendisi olacak.
İşin daha vahim tarafı ise bu çürümenin sadece sahnede olmaması.
Sokakta da aynı dil...
Trafikte de aynı öfke...
Televizyonda da aynı bayağılık...
Sosyal medyada ise tam anlamıyla bir küfür çöplüğü.
İnsanlar birbirine fikirle değil, hakaretle cevap veriyor. Çocuklar bunu izleyerek büyüyor. Nezaket zayıflık sayılıyor. Saygı alay konusu oluyor. Edep ise modası geçmiş bir kavram gibi gösteriliyor.
Sonra dönüp "Bu toplum neden bu kadar gergin?" diye soruyoruz.
Cevabı çok açık.
Çünkü dil bozuldu.
Dil bozulunca üslup bozuldu.
Üslup bozulunca insan bozuldu.
İnsan bozulunca da toplum bozuldu.
Özgürlük, başkasının inancına, değerine, onuruna istediğin gibi saldırma ruhsatı değildir. Medeniyet, en çok da hoşuna gitmeyen şeye karşı gösterdiğin saygıyla ölçülür.
Bugün alkışlanan şey ne yazık ki kalite değil; küstahlık.
Prim yapan şey bilgi değil; provokasyon.
Kazandıran şey üretmek değil; ortalığı karıştırmak.
Fakat unutulan bir gerçek var.
Hakaret hiçbir zaman fikir yerine geçmez.
Küfür hiçbir zaman mizah olmaz.
Soytarılık ise ne kadar alkış alırsa alsın, hiçbir zaman sanat seviyesine yükselemez.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Özcan Şeker
SOYTARILIK PRİM YAPINCA...
Bu ülkede artık bir formül keşfedildi.
Yıllarca okuyup, düşünüp, üreterek tanınmaya çalışmanın hiçbir anlamı yok. Bir mikrofon bul, sahneye çık, küfret. Birkaç kutsala dil uzat. Toplumun sinir uçlarına bas. Sonra dönüp "mizah yaptım", "sanat bu", "ifade özgürlüğü" de... Gerisini algoritmalar hallediyor.
Çünkü artık rezillik yatırım aracına dönüştü.
Eskiden edep insana itibar kazandırırdı. Şimdi edepsizlik kazandırıyor.
Eskiden terbiyesiz insan ayıplanırdı. Şimdi milyonlarca izleniyor.
Eskiden utanmak bir erdemdi. Bugün utanmamak kariyer planı.
Bir bakıyorsunuz; trafikte ters yöne giren biri uyarılıyor, cevabı küfür. Sosyal medyada fikrini söylüyorsun, altına anaya babaya söven yüzlerce hesap doluşuyor. Sahneye çıkan sözde komedyen ise kahkaha ürettiğini sanırken küfür kusuyor, insanların inançlarını aşağılıyor, değerleriyle alay ediyor. Sonra da çıkıp "eleştiriye tahammül edemiyorsunuz" masalı anlatılıyor.
Hayır.
Eleştiri başka şeydir, hakaret başka.
Mizah başka şeydir, seviyesizlik başka.
Cesaret başka şeydir, provokasyon başka.
Ama bu ayrımı bilmek için önce bir seviye gerekir.
Bugün bazıları küfür etmeyi özgürlük sanıyor. Oysa küfür zekânın değil, kelime dağarcığının iflasıdır. Hakaret ise fikrin değil, karakterin yetersizliğinin itirafıdır.
Ne acıdır ki en büyük alkışı da bunlar alıyor.
Çünkü artık mesele güldürmek değil; gündem olmak.
Mesele düşündürmek değil; tahrik etmek.
Mesele sanat üretmek değil; skandal üretmek.
Bir kısmı da bunu bilinçli yapıyor. Biliyor ki toplumun en hassas değerlerine saldırırsa bir gecede ülkenin en çok konuşulan ismi olacak. Sonra ekran ekran dolaşıp mağduriyet edebiyatı yapacak. Dava açılırsa "özgürlük yok" diyecek. Açılmazsa "bakın herkes sustu" diyecek. Her durumda kazanan yine kendisi olacak.
İşin daha vahim tarafı ise bu çürümenin sadece sahnede olmaması.
Sokakta da aynı dil...
Trafikte de aynı öfke...
Televizyonda da aynı bayağılık...
Sosyal medyada ise tam anlamıyla bir küfür çöplüğü.
İnsanlar birbirine fikirle değil, hakaretle cevap veriyor. Çocuklar bunu izleyerek büyüyor. Nezaket zayıflık sayılıyor. Saygı alay konusu oluyor. Edep ise modası geçmiş bir kavram gibi gösteriliyor.
Sonra dönüp "Bu toplum neden bu kadar gergin?" diye soruyoruz.
Cevabı çok açık.
Çünkü dil bozuldu.
Dil bozulunca üslup bozuldu.
Üslup bozulunca insan bozuldu.
İnsan bozulunca da toplum bozuldu.
Özgürlük, başkasının inancına, değerine, onuruna istediğin gibi saldırma ruhsatı değildir. Medeniyet, en çok da hoşuna gitmeyen şeye karşı gösterdiğin saygıyla ölçülür.
Bugün alkışlanan şey ne yazık ki kalite değil; küstahlık.
Prim yapan şey bilgi değil; provokasyon.
Kazandıran şey üretmek değil; ortalığı karıştırmak.
Fakat unutulan bir gerçek var.
Hakaret hiçbir zaman fikir yerine geçmez.
Küfür hiçbir zaman mizah olmaz.
Soytarılık ise ne kadar alkış alırsa alsın, hiçbir zaman sanat seviyesine yükselemez.