İşim gereği gün içinde çok sayıda insanla muhatap oluyorum. Konuştuğum insanların büyük çoğunluğu, yıllardır sizi destekleyen, her şartta yanınızda durmuş insanlar.
Ben de onlardan biriyim.
Ama son zamanlarda sahada gördüğüm tablo içimi karartıyor.
İnsanlar hâlâ size inanıyor, hâlâ sizi ayrı bir yere koyuyor. Devlet, bayrak, inanç söz konusu olduğunda duruşlarında en ufak bir değişiklik yok. Fakat konu geçime geldiğinde aynı insanlar gözlerini kaçırıyor, sesi düşürüyor.
Eskiden gururla anlatılan hizmetler vardı. Şimdi ise mahcup bir şekilde dile getirilen geçim derdi var.
En çok duyduğum cümle şu:
“Allah razı olsun… ama artık geçinemiyoruz.”
Bu söz ne bir isyan ne de bir nankörlük. Bu, sizi seven insanların içten bir sızlanması.
Maaşlar artıyor ama yetmiyor. Daha ele geçmeden eriyor. Pazara çıkan da, kirayı ödeyen de, çocuğunun ihtiyacını karşılamaya çalışan da aynı noktada buluşuyor: Hesap tutmuyor.
Ve insan ilk defa şunu düşünmeye başlıyor…
“Acaba başka bir yol mu var?”
Aslında bu sorunun kendisi bile başlı başına bir mesaj.
Nitekim 2024 yılında yapılan yerel seçimlerde de vatandaş bir mesaj verdi. Bu mesajı sadece siyasi bir sonuç olarak değil, sahadaki bu sessiz sıkıntının sandığa yansıması olarak okumak gerekiyor.
Çünkü insanlar kopmuş değil… ama zorlanıyor.
Beklentileri çok net:
Geçim rahatlasın.
Bugün artık en büyük ihtiyaç, ekonominin hissedilir şekilde düzelmesi. Fahiş fiyat artışlarının önüne geçilmesi, denetimlerin güçlenmesi, fırsatçılığa alan bırakılmaması.Hizmet siyasetinden ekonomi siyasetine dönülmesi.
Sahada şöyle bir düşünce var;
“Eskiden denetimler daha sıkıydı, şimdi boşluk var.” Özellikle yerel seçimler sonrası yerel yönetimlerin değiştiği bölgeler için daha çok kullanılıyor bu cümleler.
Bu doğru ya da yanlış… ama hissedilen bu.
Ve insanlar şunu çok iyi biliyor:
Fiyatlar arttığında dönüp dolaşıp sorumluluk yine size yükleniyor.
Önümüzde seçimler için yaklaşık iki yıllık bir süre var. Bu süre, yeniden nefes aldırmak için büyük bir fırsat.
Eğer bu süreçte insanlar gerçekten rahatlatılırsa, enflasyon dizginlenirse, hayat pahalılığı geri çekilirse…
Bugün içine kapanan, sessizleşen o insanlar yeniden güçlü şekilde size sahip çıkar.
Çünkü onlar gitmek istemiyor.
Onlar sadece biraz nefes almak istiyor.
Ve belki de bugün sahadan yükselen en gerçek, en yalın cümle şu:
Geçim sıkışıyor… ve bu sıkışmayı en çok hissedenler, en çok sahip çıkanlar oluyor.Acilen hizmet siyasetinden ekonomi siyasetine dönüş gerekiyor
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Özcan Şeker
SESSİZ KIRGINLIK
Sayın Cumhurbaşkanım;
İşim gereği gün içinde çok sayıda insanla muhatap oluyorum. Konuştuğum insanların büyük çoğunluğu, yıllardır sizi destekleyen, her şartta yanınızda durmuş insanlar.
Ben de onlardan biriyim.
Ama son zamanlarda sahada gördüğüm tablo içimi karartıyor.
İnsanlar hâlâ size inanıyor, hâlâ sizi ayrı bir yere koyuyor. Devlet, bayrak, inanç söz konusu olduğunda duruşlarında en ufak bir değişiklik yok. Fakat konu geçime geldiğinde aynı insanlar gözlerini kaçırıyor, sesi düşürüyor.
Eskiden gururla anlatılan hizmetler vardı. Şimdi ise mahcup bir şekilde dile getirilen geçim derdi var.
En çok duyduğum cümle şu:
“Allah razı olsun… ama artık geçinemiyoruz.”
Bu söz ne bir isyan ne de bir nankörlük. Bu, sizi seven insanların içten bir sızlanması.
Maaşlar artıyor ama yetmiyor. Daha ele geçmeden eriyor. Pazara çıkan da, kirayı ödeyen de, çocuğunun ihtiyacını karşılamaya çalışan da aynı noktada buluşuyor: Hesap tutmuyor.
Ve insan ilk defa şunu düşünmeye başlıyor…
“Acaba başka bir yol mu var?”
Aslında bu sorunun kendisi bile başlı başına bir mesaj.
Nitekim 2024 yılında yapılan yerel seçimlerde de vatandaş bir mesaj verdi. Bu mesajı sadece siyasi bir sonuç olarak değil, sahadaki bu sessiz sıkıntının sandığa yansıması olarak okumak gerekiyor.
Çünkü insanlar kopmuş değil… ama zorlanıyor.
Beklentileri çok net:
Geçim rahatlasın.
Bugün artık en büyük ihtiyaç, ekonominin hissedilir şekilde düzelmesi. Fahiş fiyat artışlarının önüne geçilmesi, denetimlerin güçlenmesi, fırsatçılığa alan bırakılmaması.Hizmet siyasetinden ekonomi siyasetine dönülmesi.
Sahada şöyle bir düşünce var;
“Eskiden denetimler daha sıkıydı, şimdi boşluk var.” Özellikle yerel seçimler sonrası yerel yönetimlerin değiştiği bölgeler için daha çok kullanılıyor bu cümleler.
Bu doğru ya da yanlış… ama hissedilen bu.
Ve insanlar şunu çok iyi biliyor:
Fiyatlar arttığında dönüp dolaşıp sorumluluk yine size yükleniyor.
Önümüzde seçimler için yaklaşık iki yıllık bir süre var. Bu süre, yeniden nefes aldırmak için büyük bir fırsat.
Eğer bu süreçte insanlar gerçekten rahatlatılırsa, enflasyon dizginlenirse, hayat pahalılığı geri çekilirse…
Bugün içine kapanan, sessizleşen o insanlar yeniden güçlü şekilde size sahip çıkar.
Çünkü onlar gitmek istemiyor.
Onlar sadece biraz nefes almak istiyor.
Ve belki de bugün sahadan yükselen en gerçek, en yalın cümle şu:
Geçim sıkışıyor… ve bu sıkışmayı en çok hissedenler, en çok sahip çıkanlar oluyor.Acilen hizmet siyasetinden ekonomi siyasetine dönüş gerekiyor