KARABÜK'TE PARALEL EVREN

Yazının Giriş Tarihi: 04.05.2026 19:22
Yazının Güncellenme Tarihi: 04.05.2026 19:36

Siyasette özgüven önemlidir. Ama gerçeklikle bu kadar mesafeli bir özgüven, artık ayrı bir inceleme konusu olmalı.

Bu konunun başrolünde ise Özgür Özel var. Kendisi sadece konuşma yapmıyor; adeta bulunduğu şehrin fizik kurallarını yeniden yazıyor.

Sahne: Karabük.

Kürsü kurulmuş, kalabalık toplanmış, mikrofon hazır.

Özgür Özel başlıyor:

“Karabük’te devlet hastanesi yok.”

Karabük'lü o sırada ne yapıyor biliyor musunuz?

Hiçbir şey.

Çünkü hastane zaten orada duruyor. Kocaman, görkemli, ışıl ışıl: Karabük Eğitim ve Araştırma Hastanesi...

Ama belli ki Özgür Özel için mesele görmek değil, söylemek. Çünkü bu, tek perdelik bir yanlış değil; tam anlamıyla bir seri prodüksiyon.

Gelin zaman makinesine binelim.

Aylar önce aynı Özgür Özel çıkıyor ve diyor ki:

Karabük’te hematoloji servisi yok.Hastalar başka şehirlere gitmek zorunda kalıyor

Sağlık Bakanlığı ve Hastane Yönetimi ne diyor?

Var.”

Hem de bir yıldır hizmet veriyor.

Aradan biraz zaman geçiyor.

Normalde burada bir düzeltme beklersiniz, değil mi?

Ama hayır. Bu hikâyede olaylar düz mantıkla ilerlemiyor.

Bu sefer Özgür Özel çıkıyor ve diyor ki:

Zaten hastane de yok.”

Yani olay örgüsü şöyle gelişiyor:

Önce hastanenin içindeki bölüm yoktu,

Sonra bölüm var oldu,

En sonunda hastanenin kendisi yok oldu.

Kafanız karıştı degilmi? Vallahi benimde...

Bu, sıradan bir gaf değil. Bu, tam anlamıyla siyasi bilim kurgu,komedi adına ne dersen de.

Netflix’e sunulsa uzun metrajlı komedi dizisi çıkar:

"Kaybolan Hastane: Bir Miting Hikâyesi

Karabüklü vatandaşın hali ise daha trajikomik:

Sabah gidiyor, hastanede muayene oluyor…

Akşam Özgür Özel’i dinliyor…

“Demek ki ben bugün hayali bir binadaydım” diye düşünüyor.

Bu noktada iş şakayı da aşıyor. Çünkü mesele artık dil sürçmesi değil, doğrudan bilgiyle temas kurmama hali

Özgür Özel’in tarzı şu gibi görünüyor:

Şehre git, Kürsüye çık,Yatırım yok de, Hükümeti eleştiri, Alkış al...

Gerçekler arkadan el sallasın.

Ve en ilginci, bu konuşmalar yapılırken kürsünün birkaç kilometre ötesinde o “yok” denilen yatırımlar gayet aktif şekilde çalışmaya devam ediyor. Yani Türkiye’de yeni bir kavram doğdu:

Yerinde yokluk

Var ama yok sayılıyor.

Bu yaklaşım sadece Karabük’le sınırlı kalsa yine “talihsizlik” denir. Ama tablo genişledikçe, ortaya bir alışkanlık çıkıyor.

Şehirler karışıyor, bilgiler çarpışıyor, isimler birbirine giriyor…

Ama kürsüdeki özgüven hiç azalmıyor.

İşte tam burada mesele ciddileşiyor.

Çünkü Özgür Özel sıradan bir konuşmacı değil. Türkiye’de ana muhalefet partisinin lideri. Yani iddiası şu: Bu ülkeyi yönetmek.

Ama insan ister istemez şu soruyu soruyor:

Karabük’teki hastaneyi fark edemeyen bir siyasetçi, Türkiye’nin tamamını nasıl yönetecek?

Bir şehirdeki mevcut hastaneden haberdar olmayan, aylar arayla aynı hastaneyi önce “eksik”, sonra “yok” ilan eden bir anlayış…

Bu, sadece bir gaflar zinciri değil; bu, bir yönetim vizyonu problemi

Çünkü yönetmek dediğiniz şey, önce bilmeyi gerektirir.

Bilmek için de bakmak gerekir.

Bakmak için de gerçekten orada olmak gerekir.

Ama burada durum farklı:

Özgür Özel kürsüde var…

Ama anlattığı şehir bazen orada yok. Bazen şehir de var ama var olan yatırım yok...

Offff yine kafam karıştı yav....

Son söz net:

Gittiği şehri tanımayan, gördüğünü okumayan, var olanı yok sayan bir siyasetçinin çıkıp ülke yönetimine talip olması…

Bu artık komedi değil, doğrudan ciddiyet sorunudur.

Ve seçmen için asıl mesele de tam olarak budur:

Gerçekleri görmeyen birine, gerçek bir ülke emanet edilir mi?

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.