KALEMİN İTİBAR KAYBI

Yazının Giriş Tarihi: 22.04.2026 00:31
Yazının Güncellenme Tarihi: 22.04.2026 00:33

Yerel siyasetin geldiği noktayı anlamak için bazen bir belediye başkanına değil, ona yöneltilen eleştirinin kalitesine bakmak yeterlidir. Eskipazar Belediye Başkanı Serkan Cıva’nın ortaya koyduğu iletişim tarzı; sahici, doğrudan ve halkla aynı hizadan konuşan bir anlayışı temsil ederken, buna verilen bazı tepkiler ne yazık ki “eleştiri” kelimesini bile fazlasıyla cömert bırakacak bir seviyesizliği işaret ediyor.

Serkan Cıva’nın sosyal medya üzerinden kurduğu ilişki biçimi, klasik siyasi kalıpların çok ötesinde bir yerde duruyor. Kendiyle dalga geçebilen, hatasını saklamayan, vatandaşı yukarıdan değil yan yana gören bu yaklaşım; aslında siyasetin en çok ihtiyaç duyduğu şeyin, yani samimiyetin karşılığıdır. Ve bu samimiyet, doğal olarak karşılık bulmaktadır. Çünkü halk artık vitrinde oynanan rollerle değil, gerçek tavırla ilgileniyor.

Tam da bu noktada, kendisini gazeteci olarak konumlandıran Ergun Başkaya’nın yaptığı paylaşım, eleştiri sınırlarını aşmaktan öte, eleştirinin ne olmadığını gösteren bir örneğe dönüşmüştür. Bir kamu görevlisini ima yoluyla bir hayvan figürü üzerinden küçültmeye çalışmak; ne zekice bir göndermedir ne de gazetecilik refleksi. Bu olsa olsa, kelime üretme kabiliyetinin yerini imaya bıraktığı bir zihinsel tembelliğin dışa vurumudur.

Gazetecilik; laf sokmakla, ima üretmekle ya da sosyal medyada kısa süreli alkış toplamakla karıştırıldığında ortaya çıkan şey gazetecilik olmaz. Olsa olsa, kendi ciddiyetini tüketen bir gösteri dili olur. Kalem, eğer düşünce üretmiyorsa sadece ses çıkarır; fakat o ses, toplumda karşılık bulmaz, sadece yankı yapar.

Daha da dikkat çekici olan ise, bu tür paylaşımların “eleştiri” kisvesi altında sunulmasıdır. Eleştiri; bilgi ister, emek ister, fikir ister. İma ise çoğu zaman bunların yokluğunda devreye girer. Bu yüzden ortada bir analiz değil, sadece hedef gösterme çabası vardır. Ve bu çabanın gazetecilikle ilişkilendirilmesi, mesleğin kendisine de haksızlıktır.

Buna karşılık Serkan Cıva’nın durduğu yer oldukça nettir. O, siyaseti uzak bir kürsüden değil, aynı sokaktan, aynı dilden ve aynı hayatın içinden kurmaya çalışan bir anlayışı temsil etmektedir. Onun yaptığı şey bir “gösteri” değil, doğrudan temas kurmaktır. Ve bu temas, toplumun geniş kesimlerinde karşılığını bulmuş, kısa sürede bir sempati değil, bir güven ilişkisine dönüşmüştür.

Bazı kalemlerin küçümsemeye çalıştığı bu tablo aslında çok şey anlatır: Halk, kimin ne söylediğini değil, kimin yanında durduğunu çok net görmektedir. Ve görünen o ki; samimiyetin karşısına ima koyanlar, her defasında samimiyetin ağırlığı altında kalmaktadır.

Son söz şu: Eleştiri, akıl ister. Üslup ise karakter. Eğer ikisi de yoksa, geriye sadece gürültü kalır.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.