Siyasette en tehlikeli şey hata yapmak değil, aynı hatayı başkası yapınca suç, kendi yapınca hizmet saymaktır. Son günlerde yaşanan tartışma tam olarak bunu gösteriyor. Bir tarafta Bartın’da camide yapılan bir konuşma üzerinden kıyameti koparanlar, diğer tarafta Kur’an kursunda yapılan siyasi ziyaret karşısında derin bir sessizliğe bürünüyor.
Olayı hatırlayalım.
AK Parti Bartın İl Başkanı Yaşar Aslan, Şubat ayında Bartın Bayıryüzü köyünde kandil gecesinde askere gidecek bir genç için düzenlenen mevlide katıldı. Camide yapılan programda, aileye hayırlı olsun dileklerini ileten, askere gidecek gence hayırlı teskereler dileyen ve kandil gecesini kutlayan kısa bir konuşma yaptı.
Konuşmanın içeriği neydi?
Ne seçim vardı,
ne oy isteme vardı,
ne parti propagandası vardı.
Sadece iyi niyet temennileri, kandil kutlaması ve askere giden bir gence dua vardı.
Ama CHP Bartın İl Başkanı İsmail Cem Akyol, bu konuşmayı sert sözlerle eleştirdi.
Ne dedi?
“Camiler siyasetin değil ibadetin yeridir.”
“Camiye girerken siyasi rozet çıkarılır.”
“Camide mikrofonu alıp şov yapamazsınız.”
“Anayasa’nın 24. maddesi ihlal ediliyor.”
Hatta daha da ileri giderek, dini duyguların siyasi çıkar için kullanıldığını söyledi.
Peki şimdi soralım.
Aynı hassasiyet neden İstanbul Sancaktepe’de gösterilmedi?
CHP’li Sancaktepe Belediye Meclis Üyesi, Meclis Başkan Vekili ve Belediye Başkan Vekili İlknur Ünlü, geçtiğimiz günlerde Kur’an kursu ziyaretini sosyal medya hesabından paylaştı.
Paylaşımda ne vardı?
“Sancaktepe’deki Kur’an kurslarımızı ziyaret ederek kıymetli kadınlarımızla bir araya geldik.
Belediye Başkanımız Sayın Alper Yeğin’in selamlarını ilettik.
Talep ve önerileri dinledik, not aldık.”
Bu ne demektir?
Bu, siyasi kimlikle yapılan bir ziyarettir.
Bu, belediye adına yapılan bir konuşmadır.
Bu, kamu görevi ve siyaset kimliğiyle yapılan bir faaliyettir.
Üstelik nerede yapılmıştır?
Kur’an kursunda.
Şimdi İsmail Cem Akyol’a açık ve net soruyorum:
Bartın’da camide askere giden bir gence hayırlı teskereler dilemek Anayasa’ya aykırı da
Sancaktepe’de Kur’an kursunda belediye başkanının selamını iletmek mi uygun?
Camide kandil kutlamak mı siyaset,
Kur’an kursunda belediye adına konuşmak mı ibadet?
Anayasa’nın 24. maddesi sadece AK Parti konuşunca mı hatırlanıyor?
Eğer camide konuşmak suçsa,
Kur’an kursunda siyasi ziyaret de suçtur.
Eğer ibadethaneler kutsalsa,
bu kutsallık partiye göre değişmez.
Ama görüyoruz ki CHP Bartın İl Başkanı İsmail Cem Akyol için mesele ilke değil, taraf meselesidir.
AK Parti yapınca siyaset,
CHP yapınca ziyaret.
AK Parti yapınca şov,
CHP yapınca vatandaş buluşması.
AK Parti yapınca Anayasa ihlali,
CHP yapınca Ramazan ziyareti.
Bu millet artık bu çifte standardı görüyor.
Şimdi herkes aynı sorunun cevabını bekliyor:
İsmail Cem Akyol,
Yaşar Aslan için söylediği sözlerin aynısını
CHP’li İlknur Ünlü için de söyleyecek mi?
Yoksa yine susacak mı?
Çünkü gerçek ilke,
rakibe uygulanınca değil,
kendine de uygulanınca ilke olur.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Özcan Şeker
İbadethanede Siyaset Kime Yasak?
Siyasette en tehlikeli şey hata yapmak değil, aynı hatayı başkası yapınca suç, kendi yapınca hizmet saymaktır. Son günlerde yaşanan tartışma tam olarak bunu gösteriyor. Bir tarafta Bartın’da camide yapılan bir konuşma üzerinden kıyameti koparanlar, diğer tarafta Kur’an kursunda yapılan siyasi ziyaret karşısında derin bir sessizliğe bürünüyor.
Olayı hatırlayalım.
AK Parti Bartın İl Başkanı Yaşar Aslan, Şubat ayında Bartın Bayıryüzü köyünde kandil gecesinde askere gidecek bir genç için düzenlenen mevlide katıldı. Camide yapılan programda, aileye hayırlı olsun dileklerini ileten, askere gidecek gence hayırlı teskereler dileyen ve kandil gecesini kutlayan kısa bir konuşma yaptı.
Konuşmanın içeriği neydi?
Ne seçim vardı,
ne oy isteme vardı,
ne parti propagandası vardı.
Sadece iyi niyet temennileri, kandil kutlaması ve askere giden bir gence dua vardı.
Ama CHP Bartın İl Başkanı İsmail Cem Akyol, bu konuşmayı sert sözlerle eleştirdi.
Ne dedi?
“Camiler siyasetin değil ibadetin yeridir.”
“Camiye girerken siyasi rozet çıkarılır.”
“Camide mikrofonu alıp şov yapamazsınız.”
“Anayasa’nın 24. maddesi ihlal ediliyor.”
Hatta daha da ileri giderek, dini duyguların siyasi çıkar için kullanıldığını söyledi.
Peki şimdi soralım.
Aynı hassasiyet neden İstanbul Sancaktepe’de gösterilmedi?
CHP’li Sancaktepe Belediye Meclis Üyesi, Meclis Başkan Vekili ve Belediye Başkan Vekili İlknur Ünlü, geçtiğimiz günlerde Kur’an kursu ziyaretini sosyal medya hesabından paylaştı.
Paylaşımda ne vardı?
“Sancaktepe’deki Kur’an kurslarımızı ziyaret ederek kıymetli kadınlarımızla bir araya geldik.
Belediye Başkanımız Sayın Alper Yeğin’in selamlarını ilettik.
Talep ve önerileri dinledik, not aldık.”
Bu ne demektir?
Bu, siyasi kimlikle yapılan bir ziyarettir.
Bu, belediye adına yapılan bir konuşmadır.
Bu, kamu görevi ve siyaset kimliğiyle yapılan bir faaliyettir.
Üstelik nerede yapılmıştır?
Kur’an kursunda.
Şimdi İsmail Cem Akyol’a açık ve net soruyorum:
Bartın’da camide askere giden bir gence hayırlı teskereler dilemek Anayasa’ya aykırı da
Sancaktepe’de Kur’an kursunda belediye başkanının selamını iletmek mi uygun?
Camide kandil kutlamak mı siyaset,
Kur’an kursunda belediye adına konuşmak mı ibadet?
Anayasa’nın 24. maddesi sadece AK Parti konuşunca mı hatırlanıyor?
Eğer camide konuşmak suçsa,
Kur’an kursunda siyasi ziyaret de suçtur.
Eğer ibadethaneler kutsalsa,
bu kutsallık partiye göre değişmez.
Ama görüyoruz ki CHP Bartın İl Başkanı İsmail Cem Akyol için mesele ilke değil, taraf meselesidir.
AK Parti yapınca siyaset,
CHP yapınca ziyaret.
AK Parti yapınca şov,
CHP yapınca vatandaş buluşması.
AK Parti yapınca Anayasa ihlali,
CHP yapınca Ramazan ziyareti.
Bu millet artık bu çifte standardı görüyor.
Şimdi herkes aynı sorunun cevabını bekliyor:
İsmail Cem Akyol,
Yaşar Aslan için söylediği sözlerin aynısını
CHP’li İlknur Ünlü için de söyleyecek mi?
Yoksa yine susacak mı?
Çünkü gerçek ilke,
rakibe uygulanınca değil,
kendine de uygulanınca ilke olur.