Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, BM Genel Kurulu kürsüsünden bütün dünyaya haykırdı: Gazze’de ateşkes sağlanmalı, insani yardımlar engellenmeden ulaşmalı, soykırımın failleri hesap vermelidir. Bu sözler yalnızca bir diplomatik çağrı değil; insanlığın yüreğinden yükselen bir çığlıktır.
Ama ne yazık ki bu çığlığa kulak verenlerin sayısı çok az. Dünyanın dört bir yanında halklar sokaklarda, meydanlarda, limanlarda Filistin için ayağa kalkarken, devlet başkanları koltuklarına gömülmüş susmayı tercih ediyor. En büyük utanç ise İslam ülkelerinin liderlerine aittir. Kudüs’ü, Filistin’i dilinden düşürmeyen ama Gazze bombalanırken susanlar, tarih önünde bu ihanetten kurtulamayacak. Petrol anlaşmaları, iktidar hesapları, sarayların konforu uğruna ümmetin kanayan yarasına sırt çevirenler, aslında kendi halklarının vicdanında çoktan kaybetti.
Batılı liderler ise ikiyüzlülüğün kitabını yazıyor. Ukrayna için gözyaşı dökenler, özgürlük nutukları atanlar, Gazze’de her gün toprağa düşen çocukların feryadını duymuyor. İnsan hakları diyenler, insanlığı Gazze’nin enkazına gömdü. Bu tavır değil “denge politikası,” bu düpedüz zulme ortaklıktır.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Gün bugündür” sözünü hafife alanlara soruyorum: Eğer bugün değilse, ne zaman? Eğer Gazze için ayağa kalkılmayacaksa, hangi acı için kalkılacak? Çocukların çocukları büyüttüğü, her evin mezarlığa döndüğü bir toprakta hâlâ susuyorsanız, bilin ki insanlığınızı kaybetmişsinizdir.
Türkiye, Erdoğan’ın kararlı ve dimdik duruşuyla bu sınavı geçiyor. Ama yetmez! Her lider, her hükümet, her devlet bu sınavla karşı karşıya. Çünkü Gazze yalnızca Filistin’in değil, insanlığın utanç aynasıdır. O aynaya bakan herkes kendi yüzünü görecektir: Ya mazlumların yanında duran onurlu bir lider olarak, ya da zalimlere sessiz kalan bir korkak olarak.
Bugün Gazze’de ölen çocukların çığlığı, suskun kalan liderlerin saraylarının duvarlarını bile aşacak. O ses onları tarihin en karanlık sayfalarına yazacak. Çünkü susmak, bu vahşetin ortağı olmaktır.
Erdoğan’ın çağrısı bir siyasetçinin sözü değil; insanlığın vicdanıdır. Ve unutmayın: Vicdan susmaz. Gazze’nin toprağına gömülen her masum, yarın hesap gününde suskunları tek tek çağıracaktır.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Özcan Şeker
GAZZE'DE SUSKUNLUĞUN BEDELİ
Gazze’de Suskunluğun Bedeli
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, BM Genel Kurulu kürsüsünden bütün dünyaya haykırdı: Gazze’de ateşkes sağlanmalı, insani yardımlar engellenmeden ulaşmalı, soykırımın failleri hesap vermelidir. Bu sözler yalnızca bir diplomatik çağrı değil; insanlığın yüreğinden yükselen bir çığlıktır.
Ama ne yazık ki bu çığlığa kulak verenlerin sayısı çok az. Dünyanın dört bir yanında halklar sokaklarda, meydanlarda, limanlarda Filistin için ayağa kalkarken, devlet başkanları koltuklarına gömülmüş susmayı tercih ediyor. En büyük utanç ise İslam ülkelerinin liderlerine aittir. Kudüs’ü, Filistin’i dilinden düşürmeyen ama Gazze bombalanırken susanlar, tarih önünde bu ihanetten kurtulamayacak. Petrol anlaşmaları, iktidar hesapları, sarayların konforu uğruna ümmetin kanayan yarasına sırt çevirenler, aslında kendi halklarının vicdanında çoktan kaybetti.
Batılı liderler ise ikiyüzlülüğün kitabını yazıyor. Ukrayna için gözyaşı dökenler, özgürlük nutukları atanlar, Gazze’de her gün toprağa düşen çocukların feryadını duymuyor. İnsan hakları diyenler, insanlığı Gazze’nin enkazına gömdü. Bu tavır değil “denge politikası,” bu düpedüz zulme ortaklıktır.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Gün bugündür” sözünü hafife alanlara soruyorum: Eğer bugün değilse, ne zaman? Eğer Gazze için ayağa kalkılmayacaksa, hangi acı için kalkılacak? Çocukların çocukları büyüttüğü, her evin mezarlığa döndüğü bir toprakta hâlâ susuyorsanız, bilin ki insanlığınızı kaybetmişsinizdir.
Türkiye, Erdoğan’ın kararlı ve dimdik duruşuyla bu sınavı geçiyor. Ama yetmez! Her lider, her hükümet, her devlet bu sınavla karşı karşıya. Çünkü Gazze yalnızca Filistin’in değil, insanlığın utanç aynasıdır. O aynaya bakan herkes kendi yüzünü görecektir: Ya mazlumların yanında duran onurlu bir lider olarak, ya da zalimlere sessiz kalan bir korkak olarak.
Bugün Gazze’de ölen çocukların çığlığı, suskun kalan liderlerin saraylarının duvarlarını bile aşacak. O ses onları tarihin en karanlık sayfalarına yazacak. Çünkü susmak, bu vahşetin ortağı olmaktır.
Erdoğan’ın çağrısı bir siyasetçinin sözü değil; insanlığın vicdanıdır. Ve unutmayın: Vicdan susmaz. Gazze’nin toprağına gömülen her masum, yarın hesap gününde suskunları tek tek çağıracaktır.