Bu şehirde iki fotoğraf yan yana duruyor: Birinde Ak Parti İl Başkanı Yaşar Aslan, kandil gecesinde camide asker uğurlama mevlidinde el açıp dua ediyor; “evlatlarımız sağ salim gidip dönsün” diyor. İçinde tek bir siyasi kelime yok. Diğerinde ise sosyal medyada klavyenin arkasına saklanıp aynı İl Başkanına hakaretler savuran bir zihniyet, iş ciddiye binince “ben yazmadım, hesabım ele geçirildi” masalına sığınıyor. İkisi de aynı hastalığın farklı tezahürü.
Önce duadan başlayalım. Bir insanın siyasi kimliği var diye camide konuşması, dua etmesi ne zamandan beri suç oldu? Cami, kimin hangi partiden olduğuna göre kapısından içeri alınan bir mekân mıdır? Asker için edilen temenniyi “siyaset yapıldı” diye çarpıtmak ya cehalettir ya da düpedüz kötü niyet. Dua, bu milletin ortak dilidir. Bunu parti rozetiyle tartmaya kalkmak, camiyi ideolojik karakola çevirmeye heves etmektir.
Aynı çevreler sosyal medyada estirilen hakaret fırtınasına gelince nedense dut yemiş bülbüle dönüyor. Klavye başında aslan kesilenler, hukuk kapıyı çalınca “yeğen yazdı, telefon kayboldu, hesabı başkası aldı” diyerek süt dökmüş kediye dönüyor. Eleştiri haktır; ama hakaret suçtur. Fikri olan fikrini söyler, sözü olmayan küfre sarılır. Bu kadar basit.
Ak Parti İl Başkanına edilen çirkin sözleri “ifade özgürlüğü” diye paketlemeye çalışanlar, camideki duayı “siyaset” diye damgalıyor. Ne güzel çifte standart! Dua edene tahammül yok, hakaret edene mazeret çok, mezar başında rakı içene söz yok.Bu ters terazi kimin vicdanına sığıyor?
Şunu herkes aklına kazısın: Siyasetçi de olsa, sade vatandaş da olsa camide dua etme hakkı tartışılamaz. Bu hakka dil uzatan, milletin inancıyla kavga ediyor demektir. Aynı şekilde hiçbir makam, hiçbir görüş kimseye hakaret etme ruhsatı vermez. Eleştirinin namusu üslubudur; üslubu olmayanın davası da olmaz.
Bugün İl Başkanına yönelik saldırıların iki ayağı var: Biri duayı hedef alan ideolojik körlük, diğeri sosyal medyada cirit atan seviye yoksunluğu. İkisi de aynı kapıya çıkar; milletin değerlerine tepeden bakma hastalığına. Ama bu topraklar o kibri çok gördü, hiçbirine boyun eğmedi.
Ve açık söyleyelim: Duadan rahatsız olanla hakaretten medet uman aynı karanlık mahallenin çocuklarıdır. Biri caminin kapısına zincir vurma hayali kurar, diğeri klavyeden insan onurunu linç eder. İkisinin de derdi hakikat değil, hazımsızlıktır. Bu millet o zihniyete meydanı boş bırakmaz; bırakmayacaktır da.
Ak Parti İl Başkanı Yaşar Aslan’ın şahsında hedef alınan şey bir kişi değil; edep, inanç ve kutsal değerler ve ailedir. Buna dil uzatanlar bilsin ki sınırı aşanın karşısına önce milletin vicdanı, sonra hukukun soğuk yüzü dikilir. Fitneyle yol yürüneceğini sananlar, kendi kazdıkları çukura düşmeye mahkûmdur. Bu konuda sözüm nettir: Duaya saygısı olmayanın bu topraklarda itibarı da olmaz, sözü de.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Özcan Şeker
DUAYA DÜŞMAN,HAKARETE CESUR
Bu şehirde iki fotoğraf yan yana duruyor: Birinde Ak Parti İl Başkanı Yaşar Aslan, kandil gecesinde camide asker uğurlama mevlidinde el açıp dua ediyor; “evlatlarımız sağ salim gidip dönsün” diyor. İçinde tek bir siyasi kelime yok. Diğerinde ise sosyal medyada klavyenin arkasına saklanıp aynı İl Başkanına hakaretler savuran bir zihniyet, iş ciddiye binince “ben yazmadım, hesabım ele geçirildi” masalına sığınıyor. İkisi de aynı hastalığın farklı tezahürü.
Önce duadan başlayalım. Bir insanın siyasi kimliği var diye camide konuşması, dua etmesi ne zamandan beri suç oldu? Cami, kimin hangi partiden olduğuna göre kapısından içeri alınan bir mekân mıdır? Asker için edilen temenniyi “siyaset yapıldı” diye çarpıtmak ya cehalettir ya da düpedüz kötü niyet. Dua, bu milletin ortak dilidir. Bunu parti rozetiyle tartmaya kalkmak, camiyi ideolojik karakola çevirmeye heves etmektir.
Aynı çevreler sosyal medyada estirilen hakaret fırtınasına gelince nedense dut yemiş bülbüle dönüyor. Klavye başında aslan kesilenler, hukuk kapıyı çalınca “yeğen yazdı, telefon kayboldu, hesabı başkası aldı” diyerek süt dökmüş kediye dönüyor. Eleştiri haktır; ama hakaret suçtur. Fikri olan fikrini söyler, sözü olmayan küfre sarılır. Bu kadar basit.
Ak Parti İl Başkanına edilen çirkin sözleri “ifade özgürlüğü” diye paketlemeye çalışanlar, camideki duayı “siyaset” diye damgalıyor. Ne güzel çifte standart! Dua edene tahammül yok, hakaret edene mazeret çok, mezar başında rakı içene söz yok.Bu ters terazi kimin vicdanına sığıyor?
Şunu herkes aklına kazısın: Siyasetçi de olsa, sade vatandaş da olsa camide dua etme hakkı tartışılamaz. Bu hakka dil uzatan, milletin inancıyla kavga ediyor demektir. Aynı şekilde hiçbir makam, hiçbir görüş kimseye hakaret etme ruhsatı vermez. Eleştirinin namusu üslubudur; üslubu olmayanın davası da olmaz.
Bugün İl Başkanına yönelik saldırıların iki ayağı var: Biri duayı hedef alan ideolojik körlük, diğeri sosyal medyada cirit atan seviye yoksunluğu. İkisi de aynı kapıya çıkar; milletin değerlerine tepeden bakma hastalığına. Ama bu topraklar o kibri çok gördü, hiçbirine boyun eğmedi.
Ve açık söyleyelim: Duadan rahatsız olanla hakaretten medet uman aynı karanlık mahallenin çocuklarıdır. Biri caminin kapısına zincir vurma hayali kurar, diğeri klavyeden insan onurunu linç eder. İkisinin de derdi hakikat değil, hazımsızlıktır. Bu millet o zihniyete meydanı boş bırakmaz; bırakmayacaktır da.
Ak Parti İl Başkanı Yaşar Aslan’ın şahsında hedef alınan şey bir kişi değil; edep, inanç ve kutsal değerler ve ailedir. Buna dil uzatanlar bilsin ki sınırı aşanın karşısına önce milletin vicdanı, sonra hukukun soğuk yüzü dikilir. Fitneyle yol yürüneceğini sananlar, kendi kazdıkları çukura düşmeye mahkûmdur. Bu konuda sözüm nettir: Duaya saygısı olmayanın bu topraklarda itibarı da olmaz, sözü de.