DEVLETİN SABRINI ZAAFİYET SANANLARA

Yazının Giriş Tarihi: 18.07.2026 13:27
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.07.2026 13:38

Devlet bazen ölü taklidi yapar...

Sanırsın ki yok...

Şımardıkça şımarırsın...

Sonra üzerine bir ağırlık çöker...

Sonra...

Sonrası yok...

Türk devlet geleneğini bilmeyenler, devletin sessizliğini yokluk sanır.

Oysa bu milletin kurduğu devletler, aceleyle değil akılla hareket etmiştir. Devlet bazen susar; çünkü konuşmadan önce dinler. Bazen bekler; çünkü hüküm vermeden önce delili toplar. Ve bazen öyle bir anda harekete geçer ki, yıllarca dokunulmaz olduğunu zannedenler bir sabah hukukun kapısını çalarken bulur kendini.

Bugün Ahbap Vakfı hakkında yürütülen soruşturma tartışmaları üzerinden koparılan fırtına da bize aynı gerçeği hatırlatıyor. Bir soruşturmanın varlığı, tek başına suçluluk anlamına gelmez. Ama görünen köy de kılavuz istemez. Hiçbir kişi, hiçbir vakıf, hiçbir dernek, hiçbir kanaat önderi de "Beni kimse sorgulayamaz." zırhına sahip değildir. Hukukun önünde herkes eşittir; asıl güçlü olan da budur.

Ne yazık ki son yıllarda bu ülkede tuhaf bir anlayış üretildi.

Milli ve manevi değerlere mesafeli duranlar "çağdaş" ilan edildi.

Bu milletin inancını, bayrağını ve devletini sahiplenenler ise küçümsendi.

Anadolu insanının alın teriyle yaptığı yardımlar, sosyal medya alkışlarının gölgesinde araçsallaştırıldı.

Oysa bu millet, yardımı kameralar için değil Allah rızası için yapan bir millettir.

Bu topraklarda sadaka gizlidir.

İnfak gösteriş için değil, vicdan içindir.

Emanet reklam malzemesi değil, hesap gününün meselesidir.

Çünkü biz; "Komşusu açken tok yatan bizden değildir." diyen bir Peygamberin ümmetiyiz.

Biz; "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın." diyen bir medeniyetin evlatlarıyız.

Biz; yetimin başını okşamayı ibadet, kul hakkını ise en ağır vebal bilen bir inancın mensuplarıyız.

İşte bu yüzden, bir el ister devlet kasasına uzansın ister milletin güvenerek emanet ettiği bağışlara... Her kuruşun hesabı verilmelidir.

Hesaptan korkan dürüstlükten de korkar.

Şeffaflıktan rahatsız olanın, kamu vicdanını ikna etmesi zordur.

Asıl düşündürücü olan ise şudur:

Yıllarca "Hukuk herkes için işletilsin." diyenlerin bir kısmı, hukuk kendi yakın gördükleri çevrelere dokunduğunda bir anda hukuku değil, dokunulmazlığı savunmaya başlıyor.

Demek ki mesele adalet değilmiş…

Mesele, adaletin kime dokunduğuymuş.

Oysa adaletin sağcısı olmaz.

Solcusu olmaz.

Ünlüsü olmaz.

Fenomeni olmaz.

Vakıf başkanı olmaz.

Sanatçısı olmaz.

Adaletin tek ölçüsü vardır:

Hak.

Bu millet, bin yıldır ezanla yoğrulmuş, bayrakla birleşmiş, devletle güç bulmuş bir millettir. Devletin bekası da milletin huzuru da ancak adaletle korunur. Devleti yıpratan, hukukun işlemesi değildir; hukukun kişilere göre uygulanmasını istemektir.

Bugün yapılması gereken; sloganlarla saf tutmak değil, hukukun önünü açmaktır.

Eğer ortada hiçbir usulsüzlük yoksa, bunu da yine hukuk ortaya koyacaktır.

Varsa da, kim olursa olsun hesabını yine hukuk soracaktır.

Çünkü Türk devleti, hafızasını kaybetmez.

Millet, emanetini unutmaz.

Allah ise kul hakkını asla karşılıksız bırakmaz.

Devlet bazen gerçekten ölü taklidi yapar…

Siz sustuğunu sanırsınız.

O ise sabırla bekler.

Sonra konuşan sadece devlet olmaz.

Vicdan konuşur.

Hukuk konuşur.

Millet konuşur.

Ve en sonunda tarih hükmünü yazar.

İşte o zaman…

Ne alkışın faydası kalır

Ne şöhretin

Ne de oluşturulan algıların

Çünkü hakikat er ya da geç ortaya çıkar.

Devlet bazen gerçekten ölü taklidi yapar...

Sanırsın ki yok...

Şımardıkça şımarırsın...

Sonra üzerine bir ağırlık çöker...

Sonra....

Sonrası gerçekten yoktur...

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.