Cumhuriyet Halk Partisi’nin 81 il başkanı toplanmış, altına imza attıkları ortak bir bildiriyle adeta bir "ahlak dersi" vermeye kalkışmış. Bildirideki süslü cümlelere, "ahlaki pusula" klişelerine ve siyasi tükenmişlik iddialarına bakınca, insan ister istemez sormadan edemiyor: Sizhangiülkenin, hangipartisininilbaşkanlarısınız?
Ekonomik sıkıntıları, vatandaşın dertlerini bir siyasi malzeme haline getirip, buradan iktidarı "ahlaksızlıkla" itham etmek en hafif tabirle siyasi bir aymazlıktır. Demokrasilerde iktidarlar eleştirilir; ekonomi üzerinden, icraat üzerinden, projeler üzerinden vurursunuz. Varsa bir vizyonunuz, "Biz gelirsek şunu yapacağız" der, elle tutulur vaatler sunarsınız. Siyasetin doğası budur. Ama kendi siyasi vizyonsuzluğunu ahlak bekçiliğine soyunarak kapatmaya çalışmak, kelimenin tam anlamıyla bir yavuz hırsız ev sahibini bastırır hikayesidir.
Beyler, hanımefendiler; iktidarın ahlaki pusulasını sorgulamadan önce, dönüp kendi içinizdeki o devasa, karanlık dehlizlere bakma cesaretiniz var mı?
Bugün CHP denilince akla gelen ilk şeyler maalesef projeler değil; adliye koridorlarında sallanan yolsuzluk dosyaları, ihaleye fesat karıştırma iddialarıdır. Ama işin daha da vahimi, dilinizden düşürmediğiniz "kadınhakları" ve "onur" kavramlarının, kendi içinizde nasıl ayaklar altına alındığı gerçeğidir.
Sormak lazım bu bildiriye imza atan 81 il başkanına:
* Kendi belediye başkanlarınızın, belediye çalışanı kadın personelle ortaya çıkan mahrem görüntüleri ortalığa saçılırken ahlak pusulanız hangi yönü gösteriyordu?
* Metresini oğluyla evlendirdiği iddia edilen belediye başkanları sizin partinizin rozetini taşımıyor mu?
* 16 yaşındaki gencecik bir kız çocuğunu mesajlarla taciz ettiği iddia edilen, davanın görülmesine günler kala şaibeli bir trafik kazasıyla o gencecik kızın hayatını kaybetmesine sebep olduğu öne sürülen belediye başkanlarına karşı neden tek bir kelime edemediniz?
* "Kadın siyasetçilerin yanındayız" diye hamaset yaparken, kadın belediye başkanlarına "Boşakocanı, sanakocabuluruz" diyen o çirkin zihniyet kimin zihniyetiydi?
Üstelik tüm bu mide bulandırıcı iddiaları, gizli ajandası olan "dış odaklar" değil; bizzat sizin kendi içinizdeki yetkilileriniz, kendi belediye başkanlarınız ekranlarda, mahkeme salonlarında itiraf etti. Gerçekler güneş gibi ortada parıldarken, kendi evinin önü çöplüğe dönmüş bir yapının, başkasına temizlik dersi vermeye kalkması tam bir pişkinliktir.
Sadece ahlaki skandallar da değil; koltuk sevdası uğruna dönen dolaplar da cabası. Aday olabilmek için genel başkana saat, eşine çanta, babasına araba alındığı iddiaları havada uçuşurken; bir genel başkan yardımcısının, parti meclisi üyesi ve il yöneticisi iki hanımefendiyle otel odalarında viski alemleri yaptığı konuşulurken siz hangi ahlaktan, hangi haysiyetten bahsediyorsunuz?
Siyaset iddia işidir, siyaset ayna işidir. Aynaya baktığında yüzü kızarmayanların, meydanlara çıkıp ahlak dersi vermeye yeltenmesi bu milletin ferasetiyle alay etmektir. CHP il başkanlarının bu son açıklaması, kendi içlerindeki çürümeyi, tacizleri, yolsuzlukları ve rüşvet iddialarını örtbas etmek için ortaya atılmış sefil bir perdelemeden başka bir şey değildir.
Bu millet kimin ahlaki pusulasını kaybettiğini, kimin çaresizce çamura yattığını çok iyi görüyor ve not ediyor. Hakikat mutlaka kazanacak evet, ama o hakikat önce sizin kendi içinizdeki o karanlık odaları aydınlattığında yerini bulacak.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Özcan Şeker
AYNAYA BAKMAKTAN KORKANLARIN AHLAK PUSULASI
Cumhuriyet Halk Partisi’nin 81 il başkanı toplanmış, altına imza attıkları ortak bir bildiriyle adeta bir "ahlak dersi" vermeye kalkışmış. Bildirideki süslü cümlelere, "ahlaki pusula" klişelerine ve siyasi tükenmişlik iddialarına bakınca, insan ister istemez sormadan edemiyor: Siz hangi ülkenin, hangi partisinin il başkanlarısınız?
Ekonomik sıkıntıları, vatandaşın dertlerini bir siyasi malzeme haline getirip, buradan iktidarı "ahlaksızlıkla" itham etmek en hafif tabirle siyasi bir aymazlıktır. Demokrasilerde iktidarlar eleştirilir; ekonomi üzerinden, icraat üzerinden, projeler üzerinden vurursunuz. Varsa bir vizyonunuz, "Biz gelirsek şunu yapacağız" der, elle tutulur vaatler sunarsınız. Siyasetin doğası budur. Ama kendi siyasi vizyonsuzluğunu ahlak bekçiliğine soyunarak kapatmaya çalışmak, kelimenin tam anlamıyla bir yavuz hırsız ev sahibini bastırır hikayesidir.
Beyler, hanımefendiler; iktidarın ahlaki pusulasını sorgulamadan önce, dönüp kendi içinizdeki o devasa, karanlık dehlizlere bakma cesaretiniz var mı?
Bugün CHP denilince akla gelen ilk şeyler maalesef projeler değil; adliye koridorlarında sallanan yolsuzluk dosyaları, ihaleye fesat karıştırma iddialarıdır. Ama işin daha da vahimi, dilinizden düşürmediğiniz "kadın hakları" ve "onur" kavramlarının, kendi içinizde nasıl ayaklar altına alındığı gerçeğidir.
Sormak lazım bu bildiriye imza atan 81 il başkanına:
* Kendi belediye başkanlarınızın, belediye çalışanı kadın personelle ortaya çıkan mahrem görüntüleri ortalığa saçılırken ahlak pusulanız hangi yönü gösteriyordu?
* Metresini oğluyla evlendirdiği iddia edilen belediye başkanları sizin partinizin rozetini taşımıyor mu?
* 16 yaşındaki gencecik bir kız çocuğunu mesajlarla taciz ettiği iddia edilen, davanın görülmesine günler kala şaibeli bir trafik kazasıyla o gencecik kızın hayatını kaybetmesine sebep olduğu öne sürülen belediye başkanlarına karşı neden tek bir kelime edemediniz?
* "Kadın siyasetçilerin yanındayız" diye hamaset yaparken, kadın belediye başkanlarına "Boşa kocanı, sana koca buluruz" diyen o çirkin zihniyet kimin zihniyetiydi?
Üstelik tüm bu mide bulandırıcı iddiaları, gizli ajandası olan "dış odaklar" değil; bizzat sizin kendi içinizdeki yetkilileriniz, kendi belediye başkanlarınız ekranlarda, mahkeme salonlarında itiraf etti. Gerçekler güneş gibi ortada parıldarken, kendi evinin önü çöplüğe dönmüş bir yapının, başkasına temizlik dersi vermeye kalkması tam bir pişkinliktir.
Sadece ahlaki skandallar da değil; koltuk sevdası uğruna dönen dolaplar da cabası. Aday olabilmek için genel başkana saat, eşine çanta, babasına araba alındığı iddiaları havada uçuşurken; bir genel başkan yardımcısının, parti meclisi üyesi ve il yöneticisi iki hanımefendiyle otel odalarında viski alemleri yaptığı konuşulurken siz hangi ahlaktan, hangi haysiyetten bahsediyorsunuz?
Siyaset iddia işidir, siyaset ayna işidir. Aynaya baktığında yüzü kızarmayanların, meydanlara çıkıp ahlak dersi vermeye yeltenmesi bu milletin ferasetiyle alay etmektir. CHP il başkanlarının bu son açıklaması, kendi içlerindeki çürümeyi, tacizleri, yolsuzlukları ve rüşvet iddialarını örtbas etmek için ortaya atılmış sefil bir perdelemeden başka bir şey değildir.
Bu millet kimin ahlaki pusulasını kaybettiğini, kimin çaresizce çamura yattığını çok iyi görüyor ve not ediyor. Hakikat mutlaka kazanacak evet, ama o hakikat önce sizin kendi içinizdeki o karanlık odaları aydınlattığında yerini bulacak.