AYASOFYA'DAN GAZZE'YE

Yazının Giriş Tarihi: 04.08.2025 19:19
Yazının Güncellenme Tarihi: 04.08.2025 19:21

Ayasofya’dan Gazze’ye: Bir Liderin Stratejik İrade Yolculuğu

Siyasette bazı sözler vardır; söylendiği an tartışılır, yıllar sonra ise anlamı çok daha derinleşir. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Ayasofya’da namaz kılacağız” dediği günü hatırlayanlar, bu sözün sadece bir vaatten ibaret olmadığını bilir. Aynı şekilde “Şam’da namaz kılacağız” ve nihayet “Gazze’de şükür namazı kılacağız” sözleri de birer siyasi hedefin, tarihsel bir perspektifin ve stratejik bir vizyonun parçasıdır.

Bugün geldiğimiz noktada, bu sözlerin bir kısmı gerçekleşmiş, bir kısmı da gerçekleşme yoluna girmiştir. Erdoğan’ın bu sembolik ama derin söylemleri, sadece bir dini ritüel vaadi değil; aynı zamanda jeopolitik kararlılığın, stratejik sabrın ve tarihsel misyon iddiasının yansımalarıdır.

Ayasofya: Sessiz Direnişin Simgesi

2020’de Ayasofya'nın cami statüsüne dönmesi, Türkiye'nin kendi iç egemenlik haklarını kararlılıkla kullandığını gösterdi. Bu karar, sadece cami ibadetiyle sınırlı olmayan bir anlam taşıyordu: Batı'dan gelen eleştirilere rağmen Türkiye’nin bağımsızlık çizgisini korumasıydı.

Erdoğan’ın bu konudaki ısrarı, uluslararası dengelere rağmen toplumun kültürel kodlarına uygun bir adım atılabileceğini gösterdi. Ayasofya artık yeniden bir ibadet mekânı. Söz tutuldu. Bir devlet başkanının sembolik ifadeyi siyasi iradeye dönüştürmesinin açık örneğidir bu.

Şam: Uzun Soluklu Mücadelenin Zaferi

Bir zamanlar “Şam’da Emevi Camii’nde namaz kılacağız” ifadesi, kimileri tarafından bir hayal olarak görülmüştü. Ancak Aralık 2024’te yaşanan gelişmeler bu sözün bir hayal değil, uzun soluklu bir hedef olduğunu gösterdi. Beşşar Esad yönetiminin sona ermesi, geçiş hükümetinin kurulması ve Türkiye'nin bu sürece olan etkisi, bölgede dengelerin yeniden şekillendiğini ortaya koydu.

En dikkat çekici gelişmelerden biri ise, MİT Başkanı İbrahim Kalın’ın Şam ziyareti sırasında Emevi Camii’nde namaz kılması oldu. Bu sadece diplomatik bir ziyaret değildi; aynı zamanda 10 yılı aşkın süredir kurulan stratejik vizyonun sessizce ama güçlü biçimde gerçekleşmesiydi.

Gazze: Umut, Direniş ve İrade

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son söylemi “Gazze’de şükür namazı kılacağız” ifadesi ise hâlâ tamamlanmamış ama inşa edilen bir geleceğe işaret ediyor. Türkiye'nin, Gazze’deki insanlık dramına yönelik sergilediği insani diplomasi, bölge halkı için bir nefes oldu. Hem diplomatik kanallar hem sivil yardım organizasyonlarıyla Türkiye, burada sadece bir arabulucu değil, aynı zamanda vicdanı temsil eden bir güç olarak öne çıkıyor.

Henüz bu söz tam anlamıyla gerçekleşmedi; ancak Ayasofya ve Şam örnekleri bize gösteriyor ki bu söylemler boşlukta sallanan temenniler değil. Erdoğan, çoğu zaman bu tür sembolik ifadeleri somut politik sonuçlara dönüştürerek kendine has bir liderlik biçimi ortaya koydu.

Sonuç: Söylemden Eyleme Geçen Bir Liderlik

Eleştirilebilir, tartışılabilir; ama kabul etmek gerekir ki Cumhurbaşkanı Erdoğan, sadece konuşan değil, söylemini adım adım uygulayan bir liderdir. “Ayasofya’da namaz kılacağız” dedi, kılındı. “Şam’da namaz kılacağız” dedi, yıllar sonra ama sabırla o da gerçekleşti. “Gazze’de şükür namazı kılacağız” derken de aynı kararlılığı ve iradeyi gösteriyor.

Bu çizgi, Türkiye’nin dış politikada hem bağımsız hareket etme cesaretini hem de bölgesel aktör olma kapasitesini gözler önüne seriyor. Bu başarılar, sadece Erdoğan’ın şahsi iradesi değil, aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti devlet aklının ve millet iradesinin bir ürünüdür.

Bugün geçmişe bakıldığında, bu sözlerin ardında popülist bir ajanda değil, stratejik bir derinlik olduğu daha net anlaşılıyor.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.