Bahsedelim. Hem de öyle uzaktan dürbünle bakarak değil; temelinden çatısına kadar gezerek!
Çünkü bu villa gökten inmedi.
Birileri arsayı hazırladı.
Birileri temel attı.
Birileri kolon dikti.
Birileri tuğla taşıdı.
Birileri sıva yaptı.
Birileri çatıyı kapattı.
Bugün ise aynı şantiyenin önünde birbirlerine parmak sallayıp:
“Bu villayı sen yaptın!”
diye bağırıyorlar.
Pes doğrusu!
İnsan kendi taşıdığı tuğlayı başkasının kafasına atınca tuğlanın geçmişi siliniyor mu?
Silinmiyor.
Çünkü kamera kaydı var.
Arşiv var.
Gazete var.
Meclis tutanağı var.
Ve hepsinden önemlisi milletin hafızası var.
Dün “özerklik” tartışması yapanlar…
“Öcalan’la görüşülebilir” diyenler…
“Tecrit kalkmalı” diyenler…
“Demirtaş bırakılmalı” diyenler…
“PKK ile müzakere edilebilir” tartışmalarını yapanlar…
Bugün çıkıp başkasını terör üzerinden suçlamaya kalkınca insanın aklına ister istemez şu soru geliyor:
Siz bu villanın temelinde çimento değil de unutkanlık mı kullandınız?
BİRİLERİ VİLLA YAPTI, DEVLET ŞANTİYEYİ KAPATMAYA ÇALIŞIYOR
İşin asıl ironik tarafı burada.
Yıllarca terör üzerinden siyasi
hesaplar yapıldı.
Kimisi “çözüm” dedi.
Kimisi “barış” dedi.
Kimisi “müzakere” dedi.
Kimisi İmralı'yı siyasetin gündemine taşıdı.
Devlet ise terörle mücadele etti.
Dağdaki teröristi etkisiz hale getirdi.
Sınır ötesindeki terör yapılanmalarını hedef aldı.
Terörün finans damarlarını kesti.
Ve bugün diyor ki:
“Artık bu iş bitecek. Türkiye terörsüz olacak.”
Bunun adı:
TERÖRSÜZ TÜRKİYE.
Şimdi buna bile itiraz edenler var.
Neden?
Terörün bitmesinden mi rahatsızsınız, yoksa terör üzerinden siyaset yapma imkânınızın bitmesinden mi?
Asıl cevaplamanız gereken soru budur.
Çünkü terör biterse;
Kandil'in sesi kısılır.
Silahların sesi kesilir.
Annelerin gözyaşı diner.
Ve yıllardır terör üzerinden siyaset yapanların da bahanesi kalmaz.
İşte bazılarını rahatsız eden şey belki de budur.
“HÜKÜMET DE BU İŞİN İÇİNDE!”
Evet!
Hükümet bu işin içinde.
Ama sizin anlattığınız gibi villaya yeni kat çıkmak için değil;
şantiyeyi mühürlemek için!
Silahları susturmak için.
Örgütün tasfiyesini sağlamak için.
Türkiye'nin kırk yıllık terör yükünü sırtından atmak için.
Devletin görevi terörle ömür boyu mücadele etmek değildir.
Devletin görevi terörü bitirmektir.
Bunu anlamak istemeyenler hâlâ binanın duvarındaki tuğlayı sayıyor.
Biz ise şantiyenin kapısına kilit vurulmasını konuşuyoruz.
Şimdi yine birileri çıkacak efendim hükümet ayrı devlet ayrı diyecek evet haklılar devlet ayrı hükümet ayrı yapılardır. Hükümetler gelip geçici devlet ise ebed müddettir.
Fakaaaat devleti yöneten yapının adı hükümettir.
MİLLET HER ŞEYİ GÖRÜYOR
Bugün dün söylediğini unutanlara bir hatırlatma yapalım:
Millet sizin arşivinizdir.
Dün söylediğiniz söz de onda kayıtlı.
Bugün söylediğiniz söz de.
Dün kiminle yürüdüğünüz de.
Bugün kimin karşısında durduğunuz da.
Dün hangi masayı savunduğunuz da.
Bugün hangi masayı inkâr ettiğiniz de.
O yüzden artık kimse milleti hafızasız yerine koymasın.
Millet unutmaz. Millet not alır. Ve günü geldiğinde sandıkta hesabı görür.
Şimdi “Apo’nun villasından bahsedin” diyorsunuz ya…
Bahsediyoruz.
Ama yalnızca villasından değil.
O villaya giden yolu da anlatıyoruz.
Temelini de anlatıyoruz.
Tuğlasını da anlatıyoruz.
Kimlerin hangi sözleriyle o duvarların yükseldiğini de anlatıyoruz.
Fakat son noktayı da koyuyoruz:
Bu ülkenin geleceğinde terör villasına yer yoktur.
Ne yeni temel…
Ne yeni kolon…
Ne yeni kiriş…
Ne yeni pazarlık…
Hiçbirine!
Türkiye'nin ihtiyacı yeni bir villa değil.
Türkiye'nin ihtiyacı;
terörsüz, huzurlu, güçlü ve geleceğe güvenle bakan bir Türkiye'dir.
Ve bunun adı da belli:
TERÖRSÜZ TÜRKİYE.
Şimdi söyleyin bakalım…
Gerçekten buna mı itirazınız var?
Yoksa villa yıkılınca, yıllardır üzerine siyaset kurduğunuz bahaneler de altında mı kalacak?
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Özcan Şeker
APO'NUN VİLLASI DİYORSUNUZ YA...
Apo’nun villasından da bahsedin!” diyorlar.
Peki kardeşim…
Bahsedelim. Hem de öyle uzaktan dürbünle bakarak değil; temelinden çatısına kadar gezerek!
Çünkü bu villa gökten inmedi.
Birileri arsayı hazırladı.
Birileri temel attı.
Birileri kolon dikti.
Birileri tuğla taşıdı.
Birileri sıva yaptı.
Birileri çatıyı kapattı.
Bugün ise aynı şantiyenin önünde birbirlerine parmak sallayıp:
“Bu villayı sen yaptın!”
diye bağırıyorlar.
Pes doğrusu!
İnsan kendi taşıdığı tuğlayı başkasının kafasına atınca tuğlanın geçmişi siliniyor mu?
Silinmiyor.
Çünkü kamera kaydı var.
Arşiv var.
Gazete var.
Meclis tutanağı var.
Ve hepsinden önemlisi milletin hafızası var.
Dün “özerklik” tartışması yapanlar…
“Öcalan’la görüşülebilir” diyenler…
“Tecrit kalkmalı” diyenler…
“Demirtaş bırakılmalı” diyenler…
“PKK ile müzakere edilebilir” tartışmalarını yapanlar…
Bugün çıkıp başkasını terör üzerinden suçlamaya kalkınca insanın aklına ister istemez şu soru geliyor:
Siz bu villanın temelinde çimento değil de unutkanlık mı kullandınız?
BİRİLERİ VİLLA YAPTI, DEVLET ŞANTİYEYİ KAPATMAYA ÇALIŞIYOR
İşin asıl ironik tarafı burada.
Yıllarca terör üzerinden siyasi
hesaplar yapıldı.
Kimisi “çözüm” dedi.
Kimisi “barış” dedi.
Kimisi “müzakere” dedi.
Kimisi İmralı'yı siyasetin gündemine taşıdı.
Devlet ise terörle mücadele etti.
Dağdaki teröristi etkisiz hale getirdi.
Sınır ötesindeki terör yapılanmalarını hedef aldı.
Terörün finans damarlarını kesti.
Ve bugün diyor ki:
“Artık bu iş bitecek. Türkiye terörsüz olacak.”
Bunun adı:
TERÖRSÜZ TÜRKİYE.
Şimdi buna bile itiraz edenler var.
Neden?
Terörün bitmesinden mi rahatsızsınız, yoksa terör üzerinden siyaset yapma imkânınızın bitmesinden mi?
Asıl cevaplamanız gereken soru budur.
Çünkü terör biterse;
Kandil'in sesi kısılır.
Silahların sesi kesilir.
Annelerin gözyaşı diner.
Ve yıllardır terör üzerinden siyaset yapanların da bahanesi kalmaz.
İşte bazılarını rahatsız eden şey belki de budur.
“HÜKÜMET DE BU İŞİN İÇİNDE!”
Evet!
Hükümet bu işin içinde.
Ama sizin anlattığınız gibi villaya yeni kat çıkmak için değil;
şantiyeyi mühürlemek için!
Silahları susturmak için.
Örgütün tasfiyesini sağlamak için.
Türkiye'nin kırk yıllık terör yükünü sırtından atmak için.
Devletin görevi terörle ömür boyu mücadele etmek değildir.
Devletin görevi terörü bitirmektir.
Bunu anlamak istemeyenler hâlâ binanın duvarındaki tuğlayı sayıyor.
Biz ise şantiyenin kapısına kilit vurulmasını konuşuyoruz.
Şimdi yine birileri çıkacak efendim hükümet ayrı devlet ayrı diyecek evet haklılar devlet ayrı hükümet ayrı yapılardır. Hükümetler gelip geçici devlet ise ebed müddettir.
Fakaaaat devleti yöneten yapının adı hükümettir.
MİLLET HER ŞEYİ GÖRÜYOR
Bugün dün söylediğini unutanlara bir hatırlatma yapalım:
Millet sizin arşivinizdir.
Dün söylediğiniz söz de onda kayıtlı.
Bugün söylediğiniz söz de.
Dün kiminle yürüdüğünüz de.
Bugün kimin karşısında durduğunuz da.
Dün hangi masayı savunduğunuz da.
Bugün hangi masayı inkâr ettiğiniz de.
O yüzden artık kimse milleti hafızasız yerine koymasın.
Millet unutmaz. Millet not alır. Ve günü geldiğinde sandıkta hesabı görür.
Şimdi “Apo’nun villasından bahsedin” diyorsunuz ya…
Bahsediyoruz.
Ama yalnızca villasından değil.
O villaya giden yolu da anlatıyoruz.
Temelini de anlatıyoruz.
Tuğlasını da anlatıyoruz.
Kimlerin hangi sözleriyle o duvarların yükseldiğini de anlatıyoruz.
Fakat son noktayı da koyuyoruz:
Bu ülkenin geleceğinde terör villasına yer yoktur.
Ne yeni temel…
Ne yeni kolon…
Ne yeni kiriş…
Ne yeni pazarlık…
Hiçbirine!
Türkiye'nin ihtiyacı yeni bir villa değil.
Türkiye'nin ihtiyacı;
terörsüz, huzurlu, güçlü ve geleceğe güvenle bakan bir Türkiye'dir.
Ve bunun adı da belli:
TERÖRSÜZ TÜRKİYE.
Şimdi söyleyin bakalım…
Gerçekten buna mı itirazınız var?
Yoksa villa yıkılınca, yıllardır üzerine siyaset kurduğunuz bahaneler de altında mı kalacak?