İnsan, yorulduğunu çoğu zaman yanlış yerden sanır.
İş der, tempo der, hayat der…
Oysa çoğu yorgunluk, kalabalıktan değil;
kalabalığın içinde giyilen rollerden birikir.
Güçlü görünmek mesela…
Her şeye yetişen, herkesi idare eden,
düşse bile ayağa kalkmış gibi duran insan olma hâli.
Kimse sormaz o gücün bedelini.
Çünkü güçlü görünenlerin yorulma hakkı yoktur.
Toplum, insana yaşından önce roller biçer.
Başarıya “hep ayakta kal”,
sorumluluğa “hiç zayıflama”,
liderliğe “duygu gösterme” der.
İnsan, zamanla kendi adını unutur;
rolünün adıyla çağrılmaya alışır.
Oysa insan rol değildir.
İnsan bazen eksik, bazen tereddütlü,
bazen de sadece susmak isteyen bir varlıktır.
Ama roller buna izin vermez.
Gülmeyi öğretir,
yorulmayı yasaklar.
Rol devreye girdiğinde samimiyet çekilir.
İnsan, olduğu gibi değil;
olması beklendiği gibi davranmaya başlar.
Ve bir gün fark eder ki,
kendi sesi başkalarının beklentileri arasında kısılmıştır.
En ağır yorgunluk işte burada başlar.
Ne bedende ne zihinde…
Doğrudan ruhta.
Garip olan şudur:
Bu yorgunluk en çok “her şey yolunda” denilen anlarda büyür.
Çünkü rolünü iyi oynayanların
anlatacak derdi yok sanılır.
Oysa çoğu zaman en çok yorulanlar,
en güçlü görünenlerdir.
İnsan gerçekten dinlenmek istiyorsa,
bir süreliğine bazı rollerden izin almalıdır.
Herkese yetişme rolünden,
hep güçlü durma zorunluluğundan,
kusursuz görünme çabasından…
Çünkü insanı asıl yoran,
yaşamak değil;
yaşar gibi yapmaktır.
İsmail Acar
9.01.2026
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
İsmail Acar
İnsanlar Değil, Roller Yoruyor
İnsanlar Değil, Roller Yoruyor
İnsan, yorulduğunu çoğu zaman yanlış yerden sanır.
İş der, tempo der, hayat der…
Oysa çoğu yorgunluk, kalabalıktan değil;
kalabalığın içinde giyilen rollerden birikir.
Güçlü görünmek mesela…
Her şeye yetişen, herkesi idare eden,
düşse bile ayağa kalkmış gibi duran insan olma hâli.
Kimse sormaz o gücün bedelini.
Çünkü güçlü görünenlerin yorulma hakkı yoktur.
Toplum, insana yaşından önce roller biçer.
Başarıya “hep ayakta kal”,
sorumluluğa “hiç zayıflama”,
liderliğe “duygu gösterme” der.
İnsan, zamanla kendi adını unutur;
rolünün adıyla çağrılmaya alışır.
Oysa insan rol değildir.
İnsan bazen eksik, bazen tereddütlü,
bazen de sadece susmak isteyen bir varlıktır.
Ama roller buna izin vermez.
Gülmeyi öğretir,
yorulmayı yasaklar.
Rol devreye girdiğinde samimiyet çekilir.
İnsan, olduğu gibi değil;
olması beklendiği gibi davranmaya başlar.
Ve bir gün fark eder ki,
kendi sesi başkalarının beklentileri arasında kısılmıştır.
En ağır yorgunluk işte burada başlar.
Ne bedende ne zihinde…
Doğrudan ruhta.
Garip olan şudur:
Bu yorgunluk en çok “her şey yolunda” denilen anlarda büyür.
Çünkü rolünü iyi oynayanların
anlatacak derdi yok sanılır.
Oysa çoğu zaman en çok yorulanlar,
en güçlü görünenlerdir.
İnsan gerçekten dinlenmek istiyorsa,
bir süreliğine bazı rollerden izin almalıdır.
Herkese yetişme rolünden,
hep güçlü durma zorunluluğundan,
kusursuz görünme çabasından…
Çünkü insanı asıl yoran,
yaşamak değil;
yaşar gibi yapmaktır.
İsmail Acar
9.01.2026