Şehrin uğultusu, telefonların bitmeyen bildirimleri, insanların beklentileri…
Her yerden ses yükseliyor, fakat en kıymetli ses en geride kalıyor: İnsanın kendi iç sesi.
O ses, aslında yolumuzu gösteren en güvenilir pusuladır. Bazen “bekle” der, bazen “şimdi yürü.” Bazen sessiz bir uyarıdır, bazen de büyük bir çağrı. Ama çoğu zaman o sesi duymaktan korkarız. Çünkü o ses bize hep doğruları söyler. Ve doğrular, kolay değildir.
Bugün hayatımıza baktığımızda şunu görürüz:
Çoğu kararımızı kendi iç sesimizle değil, kalabalığın gürültüsüyle alıyoruz.
Ne giyeceğimizi, ne söyleyeceğimizi, hatta neye inanacağımızı bile başkalarının sesinden öğreniyoruz. Sonra da aynaya baktığımızda, yüzümüzde bize değil; başkalarına ait izler görüyoruz.
Durup düşünelim:
Biz kimin hayatını yaşıyoruz?
Kendi yolumuzda mı yürüyoruz, yoksa kalabalığın açtığı izden mi gidiyoruz?
Bir gün sustuğumuzda, kendi sesimizi tanıyabilecek miyiz?
Unutmayalım… Kalabalığın sesi insanı büyütebilir ama kalabalığın gürültüsü hakikati bastırır. Oysa vicdan susmaz.
Ve insan, kendi iç sesini dinlediğinde en gerçek yolculuğuna çıkar.
Belki de bugün ihtiyacımız olan şey, biraz cesaret…
O dostluğu bitirmek, o işe başlamak, o hayali kovalamak, o yükü bırakmak için cesaret.
Çünkü iç sesin bize fısıldadığı hakikat, aslında geleceğimizin en sahici çağrısıdır.
Gerçek cesaret, dünyaya meydan okumak değildir.
Gerçek cesaret, kalabalığın sesini susturup, kendi iç sesine “evet” diyebilmektir.
Ve bir gün bu cesareti gösterdiğinde göreceksin:
Bir yol kapanacak belki, ama başka bir kapı açılacak.
Bir alışkanlık bitecek, ama yeni bir hayal doğacak.
Ve sen, ilk kez kendi sesinde kendi hayatını duyacaksın.
İsmail Acar
03.10.2025
Yazılarım ile ilgili görüş ve önerilerinizi mail atabilirsiniz.
ismailacar@74haber.com
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
İsmail Acar
İÇ SESİMİZİ EN SON NE ZAMAN DİNLEDİK?
İç Sesimizi En Son Ne Zaman Dinledik?
Dünya giderek daha gürültülü bir yer oluyor.
Şehrin uğultusu, telefonların bitmeyen bildirimleri, insanların beklentileri…
Her yerden ses yükseliyor, fakat en kıymetli ses en geride kalıyor: İnsanın kendi iç sesi.
O ses, aslında yolumuzu gösteren en güvenilir pusuladır. Bazen “bekle” der, bazen “şimdi yürü.” Bazen sessiz bir uyarıdır, bazen de büyük bir çağrı. Ama çoğu zaman o sesi duymaktan korkarız. Çünkü o ses bize hep doğruları söyler. Ve doğrular, kolay değildir.
Bugün hayatımıza baktığımızda şunu görürüz:
Çoğu kararımızı kendi iç sesimizle değil, kalabalığın gürültüsüyle alıyoruz.
Ne giyeceğimizi, ne söyleyeceğimizi, hatta neye inanacağımızı bile başkalarının sesinden öğreniyoruz. Sonra da aynaya baktığımızda, yüzümüzde bize değil; başkalarına ait izler görüyoruz.
Durup düşünelim:
Biz kimin hayatını yaşıyoruz?
Kendi yolumuzda mı yürüyoruz, yoksa kalabalığın açtığı izden mi gidiyoruz?
Bir gün sustuğumuzda, kendi sesimizi tanıyabilecek miyiz?
Unutmayalım… Kalabalığın sesi insanı büyütebilir ama kalabalığın gürültüsü hakikati bastırır. Oysa vicdan susmaz.
Ve insan, kendi iç sesini dinlediğinde en gerçek yolculuğuna çıkar.
Belki de bugün ihtiyacımız olan şey, biraz cesaret…
O dostluğu bitirmek, o işe başlamak, o hayali kovalamak, o yükü bırakmak için cesaret.
Çünkü iç sesin bize fısıldadığı hakikat, aslında geleceğimizin en sahici çağrısıdır.
Gerçek cesaret, dünyaya meydan okumak değildir.
Gerçek cesaret, kalabalığın sesini susturup, kendi iç sesine “evet” diyebilmektir.
Ve bir gün bu cesareti gösterdiğinde göreceksin:
Bir yol kapanacak belki, ama başka bir kapı açılacak.
Bir alışkanlık bitecek, ama yeni bir hayal doğacak.
Ve sen, ilk kez kendi sesinde kendi hayatını duyacaksın.
İsmail Acar
03.10.2025
Yazılarım ile ilgili görüş ve önerilerinizi mail atabilirsiniz.
ismailacar@74haber.com